Güneş panellerinin dünyasında şimdiye dek hep ön yüz konuşuldu, ama artık perde arkasında bile yıldız olma zamanı! Güneş panellerinin arka yüzeyiyle gelen devrim, enerji hesabınızı fena halde şaşırtacak.
Arka Yüzey: Güneş Panelinin Gizli Kahramanı mı?
Güneş paneli dendiğinde çoğumuza ilk gelen, ön yüzde dans eden güneş ışıklarıdır. Güneş, panele vurur, elektrik olur, biz de keyfini süreriz. Ama bugüne kadar panelleri yerleştireceğimiz alanı seçerken “albédio” yani zeminin güneş ışığını yansıtma kabiliyeti kimsenin umrunda değildi. Neden mi? Çünkü klasik panellerde sadece ön yüz çalışır, arka yüz ise kabloların bolca karıştığı sessiz bir bölgedir.
Ama işler değişiyor. Artık sahneye bifacial (çift yüzlü) güneş panelleri çıkıyor. Ön yüzün görevi değişmedi: Direkt güneş ışığını elektriğe çevirmeye devam ediyor. Fakat devrim arka yüzde! Arka yüz artık zeminden, çevreden yansıyan ışığı da topluyor, bu da elektriğe dönüşüyor. İşte bu noktada yerin rengi, zeminin açık ya da koyu oluşu yani albédio değeri kritik hale geliyor. Kural basit: Zemin ne kadar açık renkli, yansıtıcı olursa arka yüzey o kadar çok çalışıyor! Simsiyah toprakta albédio 0, aynada ise 1; yani yansımanın Nirvana’sı.
Bifacial Teknolojisi: Düne Kadar Geleceğin Hayaliydi, Bugün Standart Olmaya Hazır
Bifacial teknoloji aslında yeni değil: İlk patenti 1966’dan kalma. Ama işin şimdiki numarası, fiyat farklarının klasik panellerle kapanması ve üretim teknolojisinin gelişmesiyle, neredeyse bütün yeni panellerin çift yüzlü olmaya başlaması. Benoît Posté ve sektörün önde gelen haritaları ITRPV’ye göre, bifacial panellerin pazar payı önümüzdeki yıllarda hızlıca artacak:
- 2024’te yeni kurulumların %45’i çift yüzlü olacak
- 2030’da bu oran %70’e çıkacak
Eyvah, diye düşünmeyin. “İki kat elektrik” gibi hayallere kapılmayın! En iyi ihtimalle, üretimde %10’a yakın bir artış gözlenebiliyor – ama bu bile hem finans hem enerji açısından kayda değer.
Altyapı ve Zemin Seçimi: Yüksek Masa, Beyaz Zemin, Fazla Elektrik
Tabii bu teknolojiden en çok faydayı sağlamak için düşünmek şart. Klasik panellerde alışık olduğumuz kurulumun dışına çıkıyoruz. Artık devreye şu faktörler giriyor:
- Zeminin albédio’su: Açık renkli ve yansıtıcı zeminler (kar, kireçtaşı, hatta özel reflektör boyalar) avantajlı.
- Panellerin yerden yüksekliği: Masa ne kadar yüksekse, arka yüzde toplanan ışık o kadar artar.
ENGIE Green, bu sene farklı albédio ve yüksekliklerde dört deneysel çift yüzlü güneş santrali kuruyor. Bunlardan ilki sonbaharda, kalanları ise 2023 Nisan’a kadar devreye alınacak. Bir diğer inovatif alan ise agrivoltaizm: Güneş panelleriyle tarla ürünlerini gölgeleyip koruyarak, aynı anda elektrik üretmek. Buradaki zorluk ise, önceliğin bitkilere verilmesi, yani panellerin optimal açıyla yerleşmemesi. Klasik parklara göre daha az elektrik üretiliyor, ancak bifacial teknoloji bu açığı biraz olsun kapatabiliyor.
Büyük Çatılar, Hibrit Paneller ve Sektörel Zorluklar
Çift yüzlü paneller, özellikle fabrika, depo, süpermarket gibi geniş çatılarda büyük potansiyel vadediyor. Özellikle Cool Roof adlı girişimin geliştirdiği, güneş ışığını %95’e kadar yansıtan özel boyalarla birlikte bu çatıları neredeyse uzaydan görünecek kadar verimli kılmak mümkün. Ama iş konut çatılarına gelince durum pek değişmiyor: Paneller genelde çatının üstüne sımsıkı yapışıyor ya da çatıya entegre, dolayısıyla arka yüzeye neredeyse hiç ışık düşmüyor.
Ama bitmedi! Marsilya merkezli DualSun firması, hibrit panellerle yeni bir yol açtı. Klasik ön yüzde elektrik üretimi, arka yüzeyde ise su kanallarıyla ısınma… Su panelin bir tarafından giriyor, kanallardan geçerken ısınıyor ve saunaya dönüşmeden evinize veya havuzunuza sıcak su olarak giriyor. Böylece aynı yüzeyde enerji verimliliği iki katına çıkıyor.
DualSun’un hibrit panelleri, 2010’dan beri Laëtitia Brottier ve Jérôme Mouterde tarafından geliştiriliyor. Avrupa’da ve dünyada binlerce konut bu sistemle donatıldı. Dahası, 2021’de Fransız hükümetinin Ma Prime Renov programına da dahil edildi.
Öte yandan, güneş paneli verimliliğinde büyük sıçramanın tek sırrı arka yüzeyin devreye girmesi değil. Alanın geleceği perovskite kristalleriyle ve heterojonksiyon (iki farklı teknolojiyle bir arada çalışan) güneş hücreleriyle çok daha parlak. Bu yeni nesil hücrelerle %24’e, hatta 2030 ufkunda %30 verimlilik hedefleniyor. Yani güneşten gelen ışığın neredeyse üçte birini kullanılabilir elektriğe çevirmek mümkün olacak; bugünkü %20’lik oran göz önüne alındığında ciddi bir gelişme!
Ama her şey güllük gülistanlık değil. Fransa hâlâ 10 gigawatt civarında kurulu güce sahip ve güneş elektriği ülkenin toplam üretiminde %2.2’den az pay alıyor. 2023’te hedeflenen 20.6 GW hedefine ulaşmak hayal oldu, bürokratik engeller projelerin önünde koca birer duvar. Vietnam geçen yıl tek başına 13 GW panel kurarken, Fransa yılda 1 GW bile kuramıyor.
Sonuç olarak: Arka yüzey devrimi güneş enerjisini daha verimli hale getirecek. Ama ister paneller dikey, ister yatay, ister hibrit, ister tombul… Teknolojik ilerleme sürdükçe, esas ihtiyaç bürokrasiden ve kurallardan arınmış, inovasyonu kucaklayan bir enerji ekosistemi. Şimdilik, panelin arka yüzüne gülümsemeyi unutmayın, yakında ön yüzden aşağı kalır yanı kalmayacak!



