CEİD

Bu proje Avrupa Birliği tarafından finanse edilmektedir.

TÜRKİYE'DE KATILIMCI DEMOKRASİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ:
TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİNİN İZLENMESİ PROJESİ

Sadece %4’ün duyabildiği bu gizemli ses aslında neyi anlatıyor?

Kulaklarınızın ucundan girip gece uykularınızı kaçıran o uğultunun, aslında kimseyle paylaşmak istemeyeceğiniz küçük bir sırrınız olabileceğini söylesek? Hazır olun: Sadece toplumun %4’ü bu gizemli sesi duyabiliyor! Bilimin, komplo teorisyenlerinin ve meraklı kulakların buluştuğu bu hikâyede birlikte kulağımızı dört açıyoruz.

Uğultunun Kısa Tarihçesi: Bristol’den Dünyaya Yayılmış Bir Bilmece

Dışarıda veya içeride, özellikle de geceleri gözlerinizi tavana dikip uyuyamadığınızda… O anlaşılmaz, derinden gelen hum! Eğer duyuyorsanız, azınlıktasınız ve kulaklarınız fazlasıyla özel demektir. Bunu ilk duyanlar, 1970’li yıllarda İngiltere’nin güneybatısındaki Bristol’de ortaya çıkıyor. Ancak kısa sürede işi büyütüp, uğultuya Kanada’dan Avustralya’ya kadar dünya genelinde rastlanıyor. Avrupa şehirleri de bu kervana katılmış durumda.

2012’de kurulan ve bugün on binin üzerinde noktanın kaydedildiği World Hum Map and Database, internet kullanıcılarının sesin haritasını çıkarmasını sağlıyor. Fransa’da ise Le Bruit adlı site, uğultuya maruz kalanlardan gelen deneyimleri topluyor. Bordeaux’dan Christelle ise “Site beni rahatlattı, çünkü kocam bana deli muamelesi yapıyordu ve doktora anlatmaya cesaretim yoktu” diye yazınca, çoğu kişinin yaşadığı bu garip ezikliği bizlere yaşatıyor!

Ortalık Teori Kaynıyor: Sanayi Fanlarından Yeti Çiftleşmesine

Sesin kaynağı hakkında renkli bir teori çorbası oluşmuş. Kimileri başlangıçta, Bristol yakınlarındaki Avonmouth’da bir depoda kullanılan devasa endüstriyel fanları suçlamış. Ancak bu fanların devreden çıkmasından uzun süre sonra bile hum’un devam etmesiyle, gizem çözülmemiş. Yazdığı romanla konuyu gündemde tutan Jordan Tannahill, Guardian’a “Uğultu, deponun faaliyeti biteli çok olsa da hâlâ sürüyor” diyor.

Biraz bilimsellik eklemeden olmaz: 2015 yılında Geophysical Research Letters’ta yayımlanan bir çalışmada, uğultunun kıtaların etrafındaki deniz dalgalarının kıtalık tabakaları titreştirerek, Dünya’nın doğal ve düşük frekansta titreşimler üretebileceği öne sürülüyor. Tam “mis gibi cevap!” diyecekken, Fransız sismolog Éléonore Stutzmann, bu titreşimlerin insan kulağının duyamayacağı kadar düşük (yaklaşık 10.000 kat daha düşük) frekansta olduğunu not ediyor. Yani işler hâlâ karışık!

Tabii başka teoriler de masada:

  • Atmosferde oluşan türbülanslar
  • Volkanik patlamalar
  • Elektromanyetik dalgalar
  • Şiddetli yıldırımlar
  • Denizaltıların gönderdiği sinyaller

ABD’nin New Mexico eyaletine bağlı Taos kasabasında ise özel mıknatısölçerlerle yapılan ölçümlerde de herhangi bir açıklama çıkmamış.

Komplo Teorileri: 5G mi, Uzaylılar mı, Yoksa…?

Uğultuya dair bilimsel netlik yok; peki, insan hayal gücü yan gelir mi yatar? Tabii ki hayır! Oregon’da çıkan bir yerel gazete yazısından sonra tüm dünyadan “Tahminim var!” açıklamaları akmaya başlıyor. Üstelik teoriler arasında yok yok:

  • Yeti’nin çiftleşmesi
  • Bize ulaşmaya çalışan uzaylı gemileri
  • Kıyamet vakti çalacak kutsal borazanlar

NBC’ye konuşan polis Mike Herb, bunları ciddi ciddi dillendiriyor. Ve forumları biraz kurcaladığınızda, hükümetin zihin kontrolü denemelerine kadar işi vardıranlara rastlamak hiç zor değil! Dahası, 5G karşıtlarının ellerindeki “kanıtlar” arasına hum’u eklediğini belirtiyor yazar Tannahill. Yani uğultu, kulaktan çok hayalgücünü titretiyor!

50 Yıldır Kapanmayan Bir Sır

Hum’u duyanlar kendilerine ait, gizli ve ayrıcalıklı bir bilgiye sahip olduklarını hissediyorlar. Onlara göre geri kalan dünya bundan tamamen habersiz. İşin ucunda beyin kontrolünden yeti’ye, sanayi fanlarından dünyasal titreşimlere kadar türlü senaryo var. Fakat yarım asırdır, bu esrarengiz sesin ne olduğu hâlâ bir sır olarak kalmakta!

O yüzden, geceleri mırıldanan o sesi bir daha duyarsanız, belki de sadece uykusuz değilsinizdir! Bu azınlığın üyesi olarak, ister forumlarda teorilere dalın, ister Christelle’in yaptığı gibi derdinizi paylaşacak birilerini arayın. Kim bilir, cevap bir gün gerçekten kulağımıza fısıldanır…

Yorum yapın