CEİD

Bu proje Avrupa Birliği tarafından finanse edilmektedir.

TÜRKİYE'DE KATILIMCI DEMOKRASİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ:
TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİNİN İZLENMESİ PROJESİ

“Gerçek değil miyiz?”: Yeni fizik yasası tartışmayı alevlendirdi

Hayat bir simülasyon mu? Yoksa sabahları yatağı kırık çıkan, asansörde “4”e basınca yanlışlıkla “5”e giden siz mi, evrenin kendisi mi hatalı? Yeni ortaya atılan bir fizik yasası, bu akıl almaz soruya yeni bir bakış açısı getiriyor ve bilimle bilimkurguyu bir araya getirerek gerçeklik algımızda köklü bir sarsıntı yaratıyor.

Bilim ve Bilimkurgu: Gerçekliğin Sınırında

Bu yazıda, sadece bilimin soğuk koridorlarında dolaşmakla kalmıyoruz; bilimkurgunun hayal gücüyle gerçekliği birbirine bağlıyoruz. Çünkü yeni bir öneri olan ikinci infodinamik yasa, bilginin fiziksel ve sistemik dinamiklerle olan ilişkisini temel alıyor. Hem bilimsel hem de felsefi açıdan evrene başka pencereler açıyor.

  • Evrenin bir bilgisayar simülasyonu olup olmadığını tartışmak için yeni zemin sunuyor.
  • Gerçekliğin algılanış biçimi ile, evrenimizdeki simüle edilmiş olabilecek özellikler arasında köprü kuruyor.

İkinci İnfodinamik Yasası: Bilgi Artık Sadece Bilgi Değil

Birleşik Krallık Portsmouth Üniversitesi’nden Dr. Melvin Vopson’un çalışmaları sayesinde bilim dünyasına bu cesur fikir sunulmuş durumda. 2022’de ortaya koyduğu ikinci infodinamik yasası şöyle özetlenebilir: Bilgi yalnızca bir kavram, kafa karıştıran rakamlar ya da garip semboller bütünü değil; fiziksel olarak ölçülebilen, analiz edilebilen bir nicelik. Vopson’un araştırmaları AIP Advances’da yayımlandı ve geleneksel düşünce kalıplarını yerinden oynatıyor.

  • Bilgi, tıpkı enerji gibi sistemlerde dağılma eğiliminde.
  • Bazı sistemlerde bilgi entropisinin artmasını beklerken, Vopson bunun bazen sabit kaldığını veya düştüğünü ortaya koyuyor.

Aslında, bu yasa termodinamiğin ikinci yasasından ilham alıyor. Ama burada “düzen” kavramı enerjiyle değil, bilgiyle ilgili. Yani izole bir sistemde zamanla bilginin entropisi ya sabit kalıyor ya da azalıyor. Ve bu, bizi kimi zaman “Nereye gidiyor bu bilgi?” sorusuna götürmese olmaz.

Genetikten Kozmolojiye: Hayatın Bütün Alanlarında Yeni Bir Bakış

Bu yeni yasa sadece evrenin kökenine dair iddialarla kalmıyor, yaşamın her alanına radikal bir yorum getiriyor:

  • Biyoloji: Genetik mutasyonlar artık sadece rastgele süreçler veya çevresel etkilerle açıklanmıyor; bilgi entropisiyle yönetiliyor olabilir. Bu, pandemilerden gen terapilerine kadar geniş bir yelpazede yeni anlayışlara kapı açıyor.
  • Atomlar: Çok elektronlu atomlarda elektronlar, Hund kuralına göre yörüngelere diziliyor. Bu yeni yaklaşım, elektronların bilgi entropisini en aza indirerek kimyasal kararlılıkla ilgili taze bakış açıları doğurabiliyor.
  • Kozmoloji: Evrenin genişlemesini adiyabatik bir süreç olarak ele aldığımızda, infodinamik ikinci yasa kozmik ölçeklerde de temel bir gereklilik haline geliyor. Evrende bilgi ve enerjinin dağılımını anlamamıza yeni bir anahtar olabilir.
  • Simetri: Vopson’a göre, evrende doğa yasalarında gördüğümüz bolca simetri, aslında evrenin bilgi entropisini en düşükte tutma eğiliminin bir sonucu olabilir. O simetri takıntınızın sebebi evrenin düzen arayışı olabilir mi, kim bilir!

Simülasyon Hipotezi: Kurgu mu, Kaçınılmaz Gerçek mi?

Evrenin ileri düzey bir bilgisayar simülasyonu olabileceği fikri, bu yasa sayesinde daha “bilimsel” bir temel bulmuş durumda. Çünkü, bilginin sistemde yayılması kuralı, simüle edilmiş evrenlerin de temel bir prensibi olabilir.

  • Bu yayılma, yazılımda önceden programlanmış bir kural mı, yoksa simülasyonda oluşmuş bir hata mı? İşte burası Matrix hayranlarını meraklandıran nokta!
  • Vopson, evrendeki bilgi yönetimini ve veri sıkıştırma yöntemlerini bilgisayarlardaki veri sıkıştırma algoritmalarına benzetiyor. Enerji tüketimini ve depolamayı optimize etmeye çalışan bir sistem düşünün: fazlasıyla dijital bir tablo değil mi?
  • Makalenin işaret ettiği gibi, bilgi-madde-enerji eşdeğerliği prensibi bizi işleri daha da karmaşıklaştıracak bir sonuca götürebilir: Bilgi, doğrudan fiziksel bir varlık olabilir ve hatta gizemli karanlık maddeyle bile ilişkili olabilir.

Şu anda bu yasa için daha çok ampirik kanıt ve laboratuvar deneyi gerekiyor. Özellikle madde ve anti-madde çarpışmaları gibi deneyler, evrenin bilgi ve madde halini daha iyi anlamanın önünü açabilir.

Sonuç: Belki de gerçeklik hakkındaki sorularımız asla bitmeyecek; ama en azından, kendinizi sabahları simülasyondan uyanmış hissederseniz, artık bir bahaneniz var: “İkinci infodinamik yasaya göre bilgi dağılırmış, sıcak su ılık olurmuş. Evrenin bug’ıysa ben ne yapayım?” Bilime ve hayallere açık kalın. Gerçeğin olup olmadığını, belki de birlikte keşfedeceğiz!

Yorum yapın