Klozeti hedef alan erkekler ve etrafı ıskalayan damlalar… Tuvalet savaşları, her evde yaşanan minik bir dram. Özellikle de iz bırakmadan uzaklaşamayanlar yüzünden, bardağı taşıran son damlanın sinirleri zıplattığı anlarda! Peki, gerçekten erkeklerin neden klozete isabet edemediğini, yani neden etrafın arada sırada çiçek gibi sulandığını bilim açıklayabiliyor mu? Merak etmeyin, bu yazıda sorunun köküne ineceğiz. Spoiler: Traş köpüğüyle işin çözülmüyor!
Ev Huzurunu Bozan Damlalar
- Gizli ajanlar gibi ortalığı temizleyip izini silenler de var.
- Bir de maalesef sayısı fazla olan, klozet kapağını indirmeyi akıl etmeyenler ve yere minicik damlalar bırakanlar!
Alexandra, kendini genelde iyi huylu biri olarak tanımlıyor. Ta ki, partnerinden sonra tuvalete gidene kadar: “Her seferinde aynı, yerde hep birkaç damla var. Klozet kapağını kaldırınca kenarlarında da…” diyor. Alexandra’nın kafasını en çok kurcalayan ise şu: “Erkekler niye hedefi tutturamıyor? Sonuçta ellerinde tutuyorlar; idrar akışı yönlendirilebilir değil mi?”
Eğer siz de bu soruyu soruyorsanız yalnız değilsiniz. Çünkü evde ortak tuvalet kullananların yarısından fazlası bu duruma kafayı takmış durumda. İşin içinde bir çeşit mağara adamı davranışı mı var, yoksa olay bilimsel mi?
Jetin İç Yüzü: Her Şey Kontrol Altında mı?
Aurélien itiraf ediyor: “Tabii ki bilerek etrafı batırmıyorum. Ama ayakta işerken bazen istemeden sıçratabiliyorum. Açıklayamasam da jet bazen yamulabiliyor.” Kendi deyimiyle “bazen hortum sarsılıyor, idrar tazyiki zıplıyor”, yani mühendislik harikası bir sistem yok ortada.
Dr. Anthony Giwerc, Paris’te hastane ürolojisiyle ilgilenen bir cerrah. Onun çizdiği tablo ise şaşırtıcı şekilde bariz:
- Hortum (yani penis) farklı şekillerde tutulduğunda ya da sıkıştırıldığında, idrar yolu (üretra) da baskılanabiliyor ve jet bir anda yön değiştirebiliyor.
- Karın veya perineyi sıkarak tuvalet ihtiyacını zorlamak da hortumu hoplatıyor. Hatta işerken öksürmek tüm sistemi titretip, yere ve klozete “helikopter” efektiyle yayılmayı sağlayabiliyor.
İşlerin doğru gittiği zamanlarda, elde tutulan yönlendirme çoğunlukla sorunsuz. Ancak Dr. Giwerc’in vurguladığı gibi, prostat büyümesi gibi idrar yollarında sorun yaratan bir durum varsa, işin rengi değişiyor. Jet ikiye bölünebiliyor, tıpkı sıkılmış bahçe hortumu gibi.
Bekleyen Tehlike: Kuru Üretra, Son Damlalar ve ‘İkinci Tur’
Eğer uzun süre idrar yapılmadıysa, işler iyice karışıyor. Dr. Giwerc şöyle açıklıyor: “Üretra kuru ve hafif yapışık olabilir. İlk idrar akışı başladığında sanki küçük bir tıkanıklık açılıyor ve bu basınç, çişi yana gönderebiliyor.” Aynı şekilde; iş bitince pelvik kaslar sıkılırsa -ki çoğu erkek bunu iyi bilir- geride kalan son damlalar ortaya çıkıyor.
Bu damlalar sadece klozeti değil, zaman zaman iç çamaşırınızı da şaşırtabiliyor! Hatta bazı vakalarda öyle çok gelir ki, insan tuvaletten kalkıp yürürken bir daha “yeni bir akış” başlatmış gibi hissedebilir.
Özetle:
- İdrar jetinin yönünde beklenmedik değişiklikler olabilir.
- Fiziksel etkenler, kas hareketleri ve idrar yolunun durumu belirleyici.
- Her erkek aynı oranda mağdur ya da suçlu değil; bazıları daha şanslı.
Son Nokta: Bilim Temizliği Emretmez, Terbiyenizi Sorgular!
Elbette işin bilimsel bir anlatımı var ama gözden kaçan şu: Bilim sizi yerleri silmemek suçundan aklamıyor! Aurélien gibi çözümcüler ise ayakta işeme yerine oturmayı tercih edebiliyor: “Oturarak yapmak bence daha pratik, yere sıçrama riski azalıyor. Ayakta işerken de damlalar yere düştüğünde peçete ve dezenfektanla temizliyorum.”
Anlayacağınız, evde bulaşsın istemiyorsanız ya işinizi bitirdikten sonra iz bırakmamaya dikkat edin ya da ‘oturmalı sistem’e terfi edin. Ev huzuru için küçük bir adım, büyük bir değişim!



