CEİD

Bu proje Avrupa Birliği tarafından finanse edilmektedir.

TÜRKİYE'DE KATILIMCI DEMOKRASİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ:
TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİNİN İZLENMESİ PROJESİ

Eskişehirʼde 67 yaşındaki emekli ayda sadece 9 bin lirayla geçiniyor: ʼHiç bu kadar mutlu olmamıştımʼ

Eskişehir’in sakin bir sokağında yaşayan 67 yaşındaki emekli, aylık 9 bin lira ile kurduğu düzen sayesinde günlerini şaşırtıcı bir huzurla geçiriyor. “Hiç bu kadar mutlu olmamıştım” derken yüzünde hafif bir gülümseme beliriyor; sözleri, basit ama tutarlı bir hayatın izlerini taşıyor.

H2 Şehrin ritmi, sakin bir adım
Sabahları Porsuk kıyısında yavaş bir yürüyüş, ardından küçük bir demliğin başında sessizlik; şehir kalabalığına karışmadan bir günün kapağı açılıyor. Eskişehir’in genç ve canlı dokusu, onun için hızlı bir yarış değil, tadını çıkardığı bir fon.

“Kalabalıklar beni artık yormuyor, çünkü onlara bakıp kendi ritmimi hatırlıyorum” diyor; hayatı, gürültünün kenarından sakince izliyor.

H2 Kısıtlı bütçenin akıllı geometrisi
9 bin lirayı parça parça bölüyor, her kalemi küçük bir oyun gibi planlıyor. Harcamaları sabit bir şemaya oturtmuş: kirayı düşük tutan bir daire, fatura kontrolü, israf yok.

Aylık planını şöyle özetliyor: “Önce zorunlu olanlar, sonra keyif verenler.” Bir defterin içine kısa notlar, rakamlar ve ufak hatırlatmalar; sanki kendi ekonomisinin muhasebecisi.

  • Kira ve faturalar: temel sığınak
  • Mutfak: mevsimlik pazar ve halk ekmek
  • Ulaşım: tramvay ve yaya güzergahı
  • Keyif: kitap takası ve belediye kursları

H2 Küçük mutfakta büyük lezzetler
Mutfakta sade ama doyurucu bir repertuvarı var: mercimek, soğan, mevsim yeşillikleri, az yağ, bol sabır. “Bir tencere yemeği iki gün yedim diye şikayet edemem; ben buna pratik konfor diyorum” diye gülüyor.

Hafta sonları ikinci el pazarından birkaç limon, komşunun bahçesinden avuç içi kadar maydanoz; basit eklemelerle sofrasına renk katıyor. Kalanlarla yaptığı çorbalara “dünkü günün devamı” adını veriyor; küçük esprilerle kendini neşelendiriyor.

H2 Evin küçüklüğü, kalbin ferahlığı
Odunpazarı’na yürüme mesafesinde, iki penceresi olan mütevazı bir odada yaşıyor. Duvarlarda yıllar önce çekilmiş birkaç fotoğraf, ucuz bir kitaplık ve el emeği bir abajur. “Büyük evi temizlemek yerine küçük evi sevmeyi öğrendim” diye açıklıyor.

Eşyaların azlığını bilinçli bir tercih olarak görüyor: “Az eşya, az toz; az toz, çok zaman.” Bu dengede, gün içindeki küçük boşlukları yürüyüşe, okumaya, komşuyla çaya ayırıyor.

H2 Şehirle kurulan karşılıklı nezaket
Eskişehir’in tramvayı onun için sadece bir araç değil; düzeniyle ve sessizliğiyle günlük dost. Duraklar arasındaki bekleyişlerde gökyüzüne, çantasında taşıdığı küçük deftere bakıyor. Notlar kısa, sözcükler ekonomik, duygular yerli.

Kütüphaneye uğrayıp kitap değiştiriyor, belediyenin kurslarına bazen katılıyor. “Ücretsiz olan her şeyin kıymetini iki kez biliyorum” diyor; şehirdeki kamusal imkanları minnetle anıyor.

H2 Parayla değil, ritüelle zenginleşmek
Her günün kendine ait küçük ritüelleri var: sabah güneşi, öğle kahvesi, akşam müziği. Telefonda harcadığı zamanı sınırlayıp pencere kenarına daha çok bakıyor. “Baktıkça insan derinleşiyor, tükettikçe insan yüzeyselleşiyor” diyor.

Mutluluğu bir satın alma eylemiyle değil, tekrar eden, sakin anların birikimi ile tanımlıyor. “Mutluluğu kovalamayı bıraktım; yerinde buldum” diye kısaca ekliyor.

H2 Sosyal bağların sıcak omurgası
Aynı sokakta karşılaştığı manavla kısa bir sohbet, apartman boşluğunda paylaşılan bir tabak zeytin; küçük jestlerin değeri büyük geliyor. Yalnızlığın canını yakmadığını, çünkü kapıyı çalan her küçük selamın içini ısıttığını anlatıyor.

“İnsanın iyi hissetmesi için büyük planlar gerekmiyor; küçük bir merhaba, bir bardak çay yetiyor” diyerek basit ilişkilerin gücünü vurguluyor.

H2 Gelecek korkusuyla baş etmenin yolları
Fiyatlar, sağlık, mevsimler; elbette akla düşen ufak kaygılar var. Onları bir takvim yaprağına yazıp altına tek kelime ekliyor: “Yeter.” Bu, sınır koymanın ve bugünü savunmanın işareti.

“İhtiyacım kadarını arzuladım, arzuladığım kadarını ödedim” cümlesi, onun hayat denklemine basit bir anahtar gibi oturuyor. Bazen korkular konuşmak ister; o ise pencereyi açıp içeri temiz bir hava aldırıyor.

H2 “Hiç bu kadar mutlu olmamıştım”
Sözleri, bir gurur değil, bir sükunet taşıyor. “Kırkımda daha çok kazanıyordum, ama şimdi daha azla daha çok yaşıyorum” diyor. Mutluluğu, büyük bir kazanç değil, yerli yerinde bir denge olarak görüyor.

“9 bin lira çok mu az? Belki. Ama ben masraflarımı tanıyorum, kendimi de tanıyorum” cümlesi, onun iç ölçüsünü iyi anlatıyor. Şöyle noktalıyor: “İnsan eksiğini tamamlayacak kalabalığı değil, fazlasını susturacak sakinliği aramalı.”

H2 Küçük adımların büyük öğretisi
Bu hayat, tüketimi kısmanın ötesinde bir ders sunuyor: eşyadan çok alışkanlık, gürültüden çok düzen, hızdan çok devamlılık. Gün bitiyor; defterine üç kelime yazıyor: “Bugün de yeterliydi.” Ve küçük evin ışığı, Eskişehir gecesine sessizce karışıyor.

Yorum yapın